Önümüzde yeniden aynı dalga aynı deniz
Aynı toprak ardımdaki çatlar sıcakta alnımız
Bak bazen ağaçlar böyle uzamıyor işte
yandan esiyorsa rüzgar
Böyle yine yollar oyun oynuyor zaman ya da
Ya da tek suçlusu sensin bunun çünkü sen de bilirsin
Yalnız merdivenlerden inerken aklına gelmiştir sevmek
Uyumadan önce yorganın altında ölüm
Bu ve bunun gibi talihsizilikler
Ya oyundur oynanan ya da sevmemen
Yalnız ölümü.
Muhabbet Sokak Numara Doksan
körlük bir lanet olmalı
Salı, Kasım 06, 2018
Salı, Ağustos 09, 2016
İstanbul
Yaprak düşerken bağırırmış
Ve titrermiş dönerken dünya
İşlemiş yalnızlığımız ıslak taşına
(çok küçüğüm sarılamam sana)
İstanbul
Kadınlarını sevmeye çalışıyorum senden uzakta
Haysiyetime yabancıyım bahanelerime aşina
İstanbul
Önümüzde yeniden aynı dalga aynı deniz
Aynı beton ardımızdaki çatlar sıcakta alnımız
Bak bazen ağaçlar böyle uzamıyor işte
yandan esiyorsa rüzgar
Böyle yine yollar oyun oynuyor zaman ya da
Ya da tek suçlusu biziz bunun çünkü sen de bilirsin
Yalnız merdivenlerden inerken aklımıza gelir sevmek
Uyumadan önce yorganın altında ölüm
İstanbul
Şiirim tükeniyor kalmadı haykıracağım kalabalağına
Utanmıyorum izlemeye güzellerini artık
Hoplamıyor yüreğim çimenine yattığımda
Kesmiyor ayağımı yerden meyin türkülerin
İstanbul
Bu ve bunun gibi talihsizilikler
Ya oyundur bize oynanan ya da sevmemem
Yalnız ölümü.
Ve titrermiş dönerken dünya
İşlemiş yalnızlığımız ıslak taşına
(çok küçüğüm sarılamam sana)
İstanbul
Kadınlarını sevmeye çalışıyorum senden uzakta
Haysiyetime yabancıyım bahanelerime aşina
İstanbul
Önümüzde yeniden aynı dalga aynı deniz
Aynı beton ardımızdaki çatlar sıcakta alnımız
Bak bazen ağaçlar böyle uzamıyor işte
yandan esiyorsa rüzgar
Böyle yine yollar oyun oynuyor zaman ya da
Ya da tek suçlusu biziz bunun çünkü sen de bilirsin
Yalnız merdivenlerden inerken aklımıza gelir sevmek
Uyumadan önce yorganın altında ölüm
İstanbul
Şiirim tükeniyor kalmadı haykıracağım kalabalağına
Utanmıyorum izlemeye güzellerini artık
Hoplamıyor yüreğim çimenine yattığımda
Kesmiyor ayağımı yerden meyin türkülerin
İstanbul
Bu ve bunun gibi talihsizilikler
Ya oyundur bize oynanan ya da sevmemem
Yalnız ölümü.
Pazar, Nisan 19, 2015
Vergi III ya da İhyâ
Diyorum ki martılar,
hâlâ canlı olmalı;
masalar şen, gözler uzakta,
dudaklar yalnız, eller soğuk,
aynalar sert,
İstanbul hâlâ kulakları açık; ateş
çatlar yanarken hâlâ, yarımada ararken
sarılacak dalgalar, hâlâ soğuk;
yani sen ve ben ve yaz sabahları ayrı düşmüş
göğe dargın köylüler gibi yabancıyız
ilk yağmur inmeden şehre hâlâ.
hâlâ canlı olmalı;
masalar şen, gözler uzakta,
dudaklar yalnız, eller soğuk,
aynalar sert,
İstanbul hâlâ kulakları açık; ateş
çatlar yanarken hâlâ, yarımada ararken
sarılacak dalgalar, hâlâ soğuk;
yani sen ve ben ve yaz sabahları ayrı düşmüş
göğe dargın köylüler gibi yabancıyız
ilk yağmur inmeden şehre hâlâ.
Pazartesi, Eylül 08, 2014
Vergi II ya da İlân-ı Aşk
Belki geceleri uyuyamamak gibi
Belki yıldızları düşünmek pencerenden
Belki penceren gibi senle dünya arasında
Belki karnın gibi bir pencere benden sana
Belki karnın gibi ovalar gibi
Belki karnından bükülen kokular gibi
Belki ev gibi kokun gibi --
eve gitmek isteyen bir karınca gibi
küçük siyah bir karınca gibi
omzundan sana yükselen
Belki ensende saçlarına dolaşması gibi
Belki saçların gibi deniz gibi
Belki tanrının denizleri yaratırken sana bakması gibi
Belki sana öyle bakmak istemem
Belki tanrıları kıskanmam gibi
Belki tanrıları düşündürmen gibi
Belki şeftali gibi karnın dudakların
Belki şeftali yiyen bir kadın gibi
Belki cesaretimiz gibi bir zamanlar gibi
Belki saçlarına gömülmek ya da toprağa
Belki ölmek gibi usulca.
Belki yıldızları düşünmek pencerenden
Belki penceren gibi senle dünya arasında
Belki karnın gibi bir pencere benden sana
Belki karnın gibi ovalar gibi
Belki karnından bükülen kokular gibi
Belki ev gibi kokun gibi --
eve gitmek isteyen bir karınca gibi
küçük siyah bir karınca gibi
omzundan sana yükselen
Belki ensende saçlarına dolaşması gibi
Belki saçların gibi deniz gibi
Belki tanrının denizleri yaratırken sana bakması gibi
Belki sana öyle bakmak istemem
Belki tanrıları kıskanmam gibi
Belki tanrıları düşündürmen gibi
Belki şeftali gibi karnın dudakların
Belki şeftali yiyen bir kadın gibi
Belki cesaretimiz gibi bir zamanlar gibi
Belki saçlarına gömülmek ya da toprağa
Belki ölmek gibi usulca.
Cumartesi, Mayıs 24, 2014
Vincent de Paul İçin Gözyaşları
Nancy Boyd'a
çiçekleri açınca gözlerinin
ve bahar gelince
3+1 evlerin yalnızlığına
ve soğuyunca
geçmiş
ve benim yalnızlığımda
gecenin üçleri
kanepemde uyuyakaldığında
bilerek
ve elbisen bir parçan değilken
ve saçların
tırnaklarının arasını dolduruyorken
ve ben güllerin kokusunu
ve Edna'ya dua etmeyi
yeni öğreniyorken
ve ihanet artık bir sevgi eylemi
ihtiras ve tutku birken
ve sen hâlâ dudaklarının
ve dudaklarımın
tek sahibiyken
tapıyorum Edna'ya
ihanet Tanrıçası
aşkın varlığı
gözleri çiçek kokan
Edna'ya.
Vergi I
Düşün:
Tanrımız bir piç
evrenimiz gayr-i meşrû aşkın meyvesi;
ve her gün yıldızlar
evlerine dönen yolda yalnızlar.
Perdenden odana güneş girdiği
ve girmediği zamanlar
evren karanlık
hep karanlık
ve zaten tüm bu karanlık da
senin ışığı görememen,
evrenin de annesini
ve Tanrımız aşksızken
evren sürekli büyürken
kucaklanmaya muhtaç
aşk, ışık, boşluk, ses:
günahlarım
benden sana
ve senden de bana
müşrik nehirler misali.
Tanrımız bir piç
evrenimiz gayr-i meşrû aşkın meyvesi;
ve her gün yıldızlar
evlerine dönen yolda yalnızlar.
Perdenden odana güneş girdiği
ve girmediği zamanlar
evren karanlık
hep karanlık
ve zaten tüm bu karanlık da
senin ışığı görememen,
evrenin de annesini
ve Tanrımız aşksızken
evren sürekli büyürken
kucaklanmaya muhtaç
aşk, ışık, boşluk, ses:
günahlarım
benden sana
ve senden de bana
müşrik nehirler misali.
Çarşamba, Mayıs 07, 2014
Küçüklük Ağıtı
anneannemin çocukluğunun tarlaları varmış
benim hiç olmadı
ama bir kadın vardı
saçları çocukluğumun tarlaları gibi geniş
tarlada da büyümedik zaten
biz daha küçükken
ama o kadar da küçük değilken henüz
uğradığımız yerler vardı
kapılarına büyüyerek vardığımız
ki sonsuza dek küçük kaladabilirim
ve kapılar bir gün eski moda olabilir
ve herkes herkese kapılarını açabilir
- anneannemin çocukluğunda öyleymiş -
ama kapıları hiç yük olmazdı
ya da bizi uzaklarda tutmazdı küçüğüz diye
ve yazdan yaza değildi sevdaları
ama yaz sevdaları da vardı
duvarların birinde
bir ağaç solmuştu yalnız
açmaya utanan çiçekleriyle
biz orda herkesi konuşurduk
küçükken daha büyüktü O
marifeti O'nun
bir ömre koca bir saat
sığdırabilmekti
oysa yavaş dakikaları
ve hızlı ömürleri vardı
çinili yılların.
benim hiç olmadı
ama bir kadın vardı
saçları çocukluğumun tarlaları gibi geniş
tarlada da büyümedik zaten
biz daha küçükken
ama o kadar da küçük değilken henüz
uğradığımız yerler vardı
kapılarına büyüyerek vardığımız
ki sonsuza dek küçük kaladabilirim
ve kapılar bir gün eski moda olabilir
ve herkes herkese kapılarını açabilir
- anneannemin çocukluğunda öyleymiş -
ama kapıları hiç yük olmazdı
ya da bizi uzaklarda tutmazdı küçüğüz diye
ve yazdan yaza değildi sevdaları
ama yaz sevdaları da vardı
duvarların birinde
bir ağaç solmuştu yalnız
açmaya utanan çiçekleriyle
biz orda herkesi konuşurduk
küçükken daha büyüktü O
marifeti O'nun
bir ömre koca bir saat
sığdırabilmekti
oysa yavaş dakikaları
ve hızlı ömürleri vardı
çinili yılların.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
