Pazartesi, Mart 10, 2014

Deniz Kabuğunda Hayat

ademoğlu

ahlak peşinde ahlaksız
utanç peşinde utanmasız
diğeri peşinde yalnız

yalnızlık peşinde sürü
varolma peşinde yok.

(Not: Daha iyi yazabilene kadar böyle. Benim de hoşuma gitmiyor, ama bir şeyler aradan çıkmak zorunda şu sıralar. Özür dilerim, gözü kirlenen okur.)

Sızı

"Those who have crossed
With direct eyes, to death's other Kingdom
Remember us -- if at all -- not as lost
Violent souls, but only
As the hollow men
The stuffed men."
                                - T. S. Eliot, Hollow Men I, 1925

kıtaların ayrılışı kadar sessiz olmuştu:
bir gün bir ağaç
yıllardır oynanan oyundan sıkıldı
kalktı, yürüdü, bir adama yanaştı,
dedi ki: "neden dışarıda bekledin?"
söylendi: "sen bana ev mi oldun?"

yıllardır mezarlar kazınmıştı
tırnaklarla çakılların altına
okyanuslardı sınır
sonra boşluk

alabildiğine bir boşluk vardı
ki insanın en büyük düşmanıydı boşluk
içerden fetheden cinstendi

belki bir şeyler patladıysa da
o boşluğa seyreldi işte

işte bu dedi birileri
işte biliyorduk
ya da işte
aradığımız buydu

sonsuz sızıdan önceki
son mutluluktu bu.

John Martin, The Great Day of His Wrath, 1851-3, Oil on canvas