Pazar, Eylül 29, 2013

ufak bir ağıt

"Anlamıyorsun... Laf değil ki o, şiir, şiir..."

üç kez üzüldüm uzaklardaki bitişlere
dördüncüsü sensin.

çıkmıyormuş boğazından artık
coşkunun fırtınaları
susuvermişsin bir sabah.

ölmüş dediler.
ha, dedim, ölmüştür dedim.
bilmez ki onlar anlatayım
ağlamadım

artık sadece duymuyoruz seni
yoksa sen konuşmayı kestiğinden değil

ama bir gün
kulaklarımız varabilecek sana yeniden

ve fevkalade olacak

o zamana kadar
hoşçakal.

-∆-

Yapılmak istenen anılar için: İki Adamın Hoş Anıları

Salı, Eylül 24, 2013

hediye planları

"hayatın neresinden dönülse kârdır"
demiş ona

o da bana söylemişti
havaların ısınamadığı bir Mart günü

ve Milyon Taşı ısıtmıştı içimi
-ki ondan hala cebimdedir-
arayışı
arayıp da bulamayışı
bulamayıp da kayboluşu

öpmüştü dudaklarımdan

ve bir gün ben geri dönüp
bulutlar bile girmemişken geceye

bulduracağım ona
ve söyleyeceğim

dönmediğimiz kadarıyla kârdayız
ve sen

cebimde kaldığın kadarınla
güzelsin.

Perşembe, Eylül 19, 2013

rüya günlüğü XIV


bomboştu rüyalarım
-rüyada olduğumu bile
anlamayacak kadar boş-

sadece bir tahta asılıydı
duvarda
zamanları sayardı
pişman olmak için çok erken olan zamanları

/siz rüyalarınıza bile girmemişken
o üçüncüsünde dolanıyordu şimdi

ve düş(l)erdi mışıl mışıl
yokluğuna/
gece verilip de
sabaha tutulmamış sözlerin
derisini keşfederdi gündüz meltemi

tahta karardıkça

uyanmıştı artık gerçeklerimiz
ama ne o ne siz ne ben.

Çarşamba, Eylül 11, 2013

kısalar

yırtık kalp dikilmezdi ama
aynı gökyüzüne bakıp
üzülürdü

ayrı düşmüş sevgililer
ve aynı yıldızlarda ararlardı
kalplerinde kaybolmuş
parıltıları.

--------------------------------------------------------

midye ve rakı kokularını
taşıyarak eserdi lodos

güzel kadınların bakışlarını
ellerin ürkek kaçışlarını
sevgileri
esintisine gizlerdi

kulaklarımıza üflerdi

--------------------------------------------------------

bir yüzü vardı ki
çocuğun
öyle bildiğin gibi değil.

Süreyya Operası'ndaki yüzler kadar
kaybolmuş bakışları vardı
çocuğun

korkuya kapılmış sevgisi

--------------------------------------------------------

şans

sen uyurken gelmişti özgürlük
yatak odanı sordu
kapının eşiğine kadar
yürüdü

bekledi.

öyle usulca bekledi
uyanıp rüyandan gözlerine bakmanı
tüm varlığınla sarılmanı
bekledi

sabırla bekledi aslında
uyandırmaya kıyamadı
izledi sadece
geceye buharlaşana kadar

çok güzeldi ve
camdan daha çok parlardı ama
plastik bir bibloydu özgürlük
hiçbir düşüşünde kırılmadı
sen de kıramadın onu

eridi sadece sıcağında
hayallerinin sıcağında eridi

saçmalığında eridi özgürlük
gündüzleri onu arayışının
saçmalığında