Pazartesi, Ocak 20, 2014

koca çocuklar için dünya tarihi

insanlar ateşten çok sıkılmışlar
mağaralardan ve bitmeyen avlardan
nehirlere imparatorluklar kurmuşlar
bir yanı dicle öbür yanı fırat

mağaralardan ve bitmeyen avlardan
duvara resimler yapmışlar aşkı anlatamayan
bir yanı dicle öbür yanı fırat
duygularını körfezlere akıtmışlar

duvara resimler yapmışlar aşkı anlatamayan
tanrılar bulmuşlar aşksızlığa çöllerde
duygularını körfezlere akıtmışlar
geri kalanları da tanrılarına saklanmışlar

tanrılar bulmuşlar aşksızlığa çöllerde
ta ki bir oğlan bir kıza vurulana dek
geri kalanları da tanrılarına saklanmışlar
kızla oğlanın nehir dansını izleyerek

ta ki bir oğlan bir kıza vurulana dek
bitmeyen avlara muhtaçmışlar
kızla oğlanın nehir dansını izleyerek
çocuklarının adlarına nehir demişler

bitmeyen avlara muhtaçmışlar
insanlar ateşten çok sıkılmışlar
çocuklarının adlarına nehir demişler
nehirlere imparatorluklar kurmuşlar

Salı, Ocak 07, 2014

Duşta Dişlerini Fırçalayan Gerçek Aşıklar İçin Bir İstanbul Şiiri

canı mesela çok sıkılır ya güzel bir kadının hani
boynunu öne eğip de saçlarının ardından gülebilen güzel zeki kadının
öğlene kadar uyanmasın diye güneşin penceresinden kaçtığı kadının
gözkapaklarının altına nergis kokuları sürülmüş güzel zeki kadının

her ziyaretinde hani elbisesini çıkarıp yüzükoyun yatsa yatağına
sırtına nasıl dokunmaya kıyamayacağın o kadının

uyuyana kadar yıldızlara bakıp
yenilince rüyalara yıldızların izlediği kadının

o da bazen penceresine tırnaklanır ya hani
dudakları kurumuştur tarçın kokularından
yüzünü ekşitmenin güzelliğinde kaybolmuştur şimdi

sonra balkona fırlamıştır ya
hava abayanmıştır

bileklerinin metale değdiği yerde damarı

sen de istersin ya akmak içine
canın mesela çok sıkılır ya yalnız bir akşamüzeri hani

şehre bakarsın güzel zeki kadınların şehrine
balkonlarının alabildiğine havayla dolduğu

işte sen de bu şehirdensin ya hani
o da
işte gece çöker ya akşamsızlığa
ıslanırsın

mermerin topuğa değdiği yerde ölüm.

Pazar, Ocak 05, 2014

Şitâ'ül Hilekâr veya Glif IV

senden öncesini biliyorum
sensizliği
ben mesela
Afrika'yı bilmem
savannayı, annemi
kelebekler niye yerden yukarı uçarlar bilmem
ayçiçekleri gece nereye bakar

diyorum ama sana sorunlar sorunlarımız
senin ellerinde sorunlarımız
bende sorunlarımız
ve sende değil
ve sende olsaydı sorunlarımız
işte o zaman ellerinde de olmazdı

insanlığın hatası da buydu ya
yılsonu yerine yılbaşını kutlamaktı

sen diyorum senin diyorum hatıraların
yaşlı şairleri genç dizeleri
genç şarkıların yaşlı tonları
hepsi bende hâlâ
ben tutarım onları yıldızlarda penceremden
ben yollarım gece yıldızları yatağına

tüm yarımadanın şarap kokuları güneşe doğru eser
saçlarına
saçların ne güzel sorunsuz

beklentiler vardı
utangaçlık gurur
bacaklar
ıslaklık vardı dokunulmayan
dokunulmayan yerlerin vardı
hep başkalarının dokunduğu günlerin

kimseye ödünç verme istedim öpücüklerini
ya da en azından
bana başka öpücüklerden ver
uzak diyarlardan gelen güneş ışıklarıyla aydınlanmış
alt dudağın titrerken soğukta mesela
çatlaklarından çağır beni

ama
düşünce bu
o zaman anlaşılıyor ancak
ama
sen damla değilsin ki
izleyeyim pencerelerden akıp gidişini

sonrası.