Salı, Ocak 07, 2014

Duşta Dişlerini Fırçalayan Gerçek Aşıklar İçin Bir İstanbul Şiiri

canı mesela çok sıkılır ya güzel bir kadının hani
boynunu öne eğip de saçlarının ardından gülebilen güzel zeki kadının
öğlene kadar uyanmasın diye güneşin penceresinden kaçtığı kadının
gözkapaklarının altına nergis kokuları sürülmüş güzel zeki kadının

her ziyaretinde hani elbisesini çıkarıp yüzükoyun yatsa yatağına
sırtına nasıl dokunmaya kıyamayacağın o kadının

uyuyana kadar yıldızlara bakıp
yenilince rüyalara yıldızların izlediği kadının

o da bazen penceresine tırnaklanır ya hani
dudakları kurumuştur tarçın kokularından
yüzünü ekşitmenin güzelliğinde kaybolmuştur şimdi

sonra balkona fırlamıştır ya
hava abayanmıştır

bileklerinin metale değdiği yerde damarı

sen de istersin ya akmak içine
canın mesela çok sıkılır ya yalnız bir akşamüzeri hani

şehre bakarsın güzel zeki kadınların şehrine
balkonlarının alabildiğine havayla dolduğu

işte sen de bu şehirdensin ya hani
o da
işte gece çöker ya akşamsızlığa
ıslanırsın

mermerin topuğa değdiği yerde ölüm.