canı mesela çok sıkılır ya güzel bir kadının hani
boynunu öne eğip de saçlarının ardından gülebilen güzel zeki kadının
öğlene kadar uyanmasın diye güneşin penceresinden kaçtığı kadının
gözkapaklarının altına nergis kokuları sürülmüş güzel zeki kadının
her ziyaretinde hani elbisesini çıkarıp yüzükoyun yatsa yatağına
sırtına nasıl dokunmaya kıyamayacağın o kadının
uyuyana kadar yıldızlara bakıp
yenilince rüyalara yıldızların izlediği kadının
o da bazen penceresine tırnaklanır ya hani
dudakları kurumuştur tarçın kokularından
yüzünü ekşitmenin güzelliğinde kaybolmuştur şimdi
sonra balkona fırlamıştır ya
hava abayanmıştır
bileklerinin metale değdiği yerde damarı
sen de istersin ya akmak içine
canın mesela çok sıkılır ya yalnız bir akşamüzeri hani
şehre bakarsın güzel zeki kadınların şehrine
balkonlarının alabildiğine havayla dolduğu
işte sen de bu şehirdensin ya hani
o da
işte gece çöker ya akşamsızlığa
ıslanırsın
mermerin topuğa değdiği yerde ölüm.