bomboştu
rüyalarım
-rüyada
olduğumu bile
anlamayacak
kadar boş-
sadece bir
tahta asılıydı
duvarda
zamanları
sayardı
pişman
olmak için çok erken olan zamanları
/siz
rüyalarınıza bile girmemişken
o
üçüncüsünde dolanıyordu şimdi
ve düş(l)erdi
mışıl mışıl
yokluğuna/
…
gece
verilip de
sabaha
tutulmamış sözlerin
derisini
keşfederdi gündüz meltemi
tahta
karardıkça
uyanmıştı
artık gerçeklerimiz
ama ne o ne
siz ne ben.