Perşembe, Ekim 17, 2013

Turgut Efendi Asılmaya Götürülmeden Önce Bülbülün Söylediğidir

"bilsem konmazdım"

bulutludur güneşsizdir serindir öğlen istanbulda
ve bir kadın ağlar öğlene sessiz sıcak
sorar neden? nasıl? niye?
yalnız bir kadın ağlar öğlene
usul usul ağlar kadın öğlene
kimse yoktur şimdi sokakları dolaşacak
kimse yoktur şimdi kahveyi yoklayacak
kimse yoktur şimdi kadını okşayacak
teselli de güneş de Turgut Efendi de terk etmiştir öğleni

kadının kızdığıdır: "ağlar dünya
                                 yok olur dünya
                                 ben dünyayı yokladım onu sakladım
                                 tek lafın bilsem konmazdım"

bülbülün yakardığıdır:
"e ne deseydim
cik cik mi deseydim
süslerim istanbulu öğlen vakti
sessiz istanbulu öğlen vakti
ve sussam ötsem izlesem masumum
ama özür diledim ben
bilemedim
bilemediğimden özür diledim ben"

uçar gider bülbül
bulutlu güneşsiz serin istanbul göğüne
kimse yoktur şimdi sokakları izleyecek

kadının pencereleri vardı hepsi bir bir kapandı
bin pencereli bir kaleydi pencereleri kapandı
her pencereden bir damla göz yaşı geldi
bin pencereden bin damla göz yaşı geldi

gökte arar herkes cevabı
ama bu kadarı Turgut Efendi'nin mezar taşında yazandır:
"Neden kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem
Götürseler asmaya"