"üzgün üzgün
anlamsız şeyler yazıyosun
hani bişey anladığımız da yok
anlaşılmazlığına üzülüyoruz."
dedi içimdeki ses,
dedim ki hakkaten doğru dedin iç ses kardeş
onlar için gelsin bu da:
dünyamız ne kadar güzel di mi? şiir dizisi
----------------------------------------------------------------
I
özlendikçe
özümüze yakınlaşıyo muyuz polis amca?
kimse bana demedi çünkü
'git elini yüzünü yıka
özlen de gel'
varsa yoksa özlüyorum
lavabodan kafamı kaldırınca
birer birer damlayan su taneciklerini
yüzümün ıslaklığını
ve o ıslaklığı umursamayışımı
özlüyorum.
özümseyerek özlüyorum polis amca
güzelliğin varlığını özlüyorum ben
çünkü varken varlığı yok güzelliğin
ve yokken de varlığı bir düş sadece
bir aralar özümsenmiş bir düş.
----------------------------------------------------------------
II
güzellik ne kadar güzel ama
en az dişlerinin arasındaki boşluktan
usul usul geçen hava kadar güzel
sen kocaman gülümserken.
ya da ağlarken mesela
-ki hala ağlamana denk gelmedim
ama eminim hayalimdekinden
daha hayalsidir-
titreyen yanaklarının
yumuşağı kadar güzel.
veya söylemem artık
üfleyerek yüzüne
bir anlığına iki gözünü de
tek gözümle yakalayabilmişken
ikinin bire
birin ikiye
geçişi ne güzel.
----------------------------------------------------------------
III
ne diyodum polis amca?
ha sizin iş de zor yani
ama güzelliklerini görmesini bileceksin.
mesela buralar saat üç gibi
ayakta duramayan insanlarla dolar
ve o insanların sahip oluğu
tek güzel şey
kafaları değildir.
verdikleri savaştır
ve o savaştan kaçıştır
ve o savaşa geri dönüştür
her sabah titreyişleri vardır akıllarında
ve sevgiliyi görünce
içleri boşalan dizleri
gecelerin uzaklarda başka bir galakside
başka bir hayat olduğu anısı vardır
akıllarında.
onları dikelten savaşları
bu geceliğine saat dörde kadar izinlidir
baskısız kavgasız gökyüzüsüz
sadece aşkla durur onlar
ondan dik durmazlar
zorunda değillerdir zaten
ki sabah gelince
en büyük acılarla
onlar dikeleceklerdir
güzel savaşlarına doğru.