çok gösteren bir elbiseydi
soğuk olmasına rağmen
kırmızısıydı ya da elbisenin
veya dudaklarının
hatta ikisinin
ya da Laleli'den Tophane'ye yürümüş ayakların
güz rüzgarında çimlere yatak yapmasıydı
hiçbir zaman yapamadığın yatakları
kaburgalarımın arasındaki boşluklarda bulmaktı belki de
sonsuzluğun imkansızlığı, imkansızlığın sonsuzluğu
seni beni ne tuttu bilmiyorum. gözlerimizin
ilk değdiği zamankini bulamamaktı belki
göksuratında aramamızdı cevapları
ama işte senin lanetin
bu sırtı taşıyıp
görememek
ve benim lanetim
bu sırtı anlatıp
bilememek
şimdi başkaları uzansın denize karşı
dalgaları dinle kalp atışlarını yazın
ve sen de uzan sırtınla boydan boya
bir dağla bir denizin arasına
belinin inceldiği yerde
gökyüzü.